03- Selmânı Fârisi (R.A.)

3 selmanı farisi hz.Arslan Baba (Selman-I Farisi Hazretleri) Kazakistan Otrar şehrindeki türbesi

 

“İlim çoktur, ömür kısadır. O halde tuttuğun dini yoldan sana gerekli olanı al, kalanını bırak.”

 

“Öleceğin zaman, şu hallerin biri içinde öl! Hac yolunda… Allah için savaşta… Rabbi’nin mescidini tamir ederken… Gücün yeterse bunları yap!”

 

“Bir sıkıntın olduğunda Rabbi’ni an, bir hüküm vereceğin zaman Rabbi’ni hatırla, bir pay dağıtacağın zaman Rabbi’ni aklına getir.”

 

“Üç şey beni güldürür,üç şey de ağlatır:

Ölüm peşinden geldiği halde dünya için uzun emeller besleyenlere, devamlı murakabe altında bulunan gafillere, Rabbinin rızasını mı, yoksa gazabını mı kazandığını bilmeden kahkaha ile gülenlere gülerim.

Beni ağlatan üç husus da şunlardır:

Çok sevdiğim Muhammed(s.a.v.) ve onun arkadaşlarından ayrılmak, ölüm anında karşılaşılacak olan şiddetli korkular, cennete mi yoksa cehenneme mi gideceğimi bilmeden alemlerin Rabbi olan Allah’ın huzurunda hesap vermek için beklemek.”

Selman-ı Farisi(r.a.)

Green-Rose

Rasulullah efendimizin arkadaşlarının ileri gelenlerinden.Silsile-i aliyye adıyla bilinen veliler silsilesinin ikinci halkasını teşkil eder.Aslen İran’lı olup, İsfehan yakınlarında Cey köyünde doğmuştur. Mabeh bin Buzahşah olan ismini, Rasulullah efendimiz, Selman olarak değiştirdiler.”Farisi(İranlı)” nisbesiyle birlikte Selman-ı Farisi adıyla anıldı.Selmanü’l Hayr lakabı ve Ebu Abdullah künyesiyle tanındı.655 senesinde vefat etti.

Babası Buzahşah oğluna kendi mecusi inançlarını eksiksiz öğretip evde devamlı yanan bir ateşe secde ile ibadetini yaptırırdı.

Selman- Farisi gençlik çağına gelince yakınlarındaki kilisedeki rahiplerin ibadeti dikkatini çekti. Onların görünmeyen bir Allah’a ibadet etmelerinin, ateşe tapmaktan daha üstün olduğunu anladı.Babası onun hıristiyanlığa olan meylini öğrenip elini kolunu bağlayarak eve hapsetti. Fakat o, davasından vazgeçmeyip bir kervanla Şam’a gitti.

Orada Hıristiyanlığı öğrendi ve kilisede hizmet etmeye başladı.Amuriye’de kendisine hizmet ettiği zattan kendisine yeni birini tavsiye etmesini isteyince

“Vallhi şimdi böyle bir kimse bilmiyorum. Fakat ahir zaman Peygamberinin gelmesi yaklaştı.O, Apapların arasından çıkar,vatanından hicret edip, taşlık içinde hurması çok bir şehre yerleşir.Hediyeyi kabul eder, sadakayı kabul etmez, iki omuzu arasında nübüvvet mührü vardır.” Diyerek Rasulullah efendimizin hususiyetlerini saydı.

Selman-ı Farisi bu işaret üzerine Arabistan’ a gitmek için hazırlık yaptı. Fakat kervancılar ihanet ederek onu bir Yahudiye köle olarak sattılar. Yeni sahibiyle Medine ‘ye gitti.Ahir zaman Peygamberini beklemeye başladı.

Bir gün Peygamberimizin haberini duydu ve bir miktar hurma alıp hemen Kuba’ya vardı.Peygamberimizin yanına varıp bu hurmaları sadaka getirdim dedi.Peygamber efendimiz hurmayı ashaba ikram etti fakat kendisi yemedi.İçinden işte birinci alamet dedi. Daha sonra götürdüğü hurmaları hediye olarak takdim etti ve efendimizin yemesi üzerine işte ikinci alamet dedi.

Daha sonra peygamberimizin yanına varışında bir cenaze defnediliyordu. Peygamber efendimiz onun muradını anlayıp gömleğini kaldırdı.Nübüvvet mührünü görür görmez varıp öptü ve ağladı.O anda müslüman oldu.

Peygamber efendimiz onu Hazreti Ebu Derda ile kardeş yaptı. Hendek savaşından itibaren bütün gazalara katıldı.

Hendek savaşında Selman-ı Farisi Rasulullah efendimize hendek kazmak suretiyle savunma yapmayı teklif etti.

Hazreti Ebu Bekr devrinde , Medine’den ve Hazreti Ebu Bekr’in yanından bir an ayrılmayan Selman-ı Farisi Hazreti Ömer zamanında İran fethine katıldı. Çok büyük hizmetlerde bulundu. Hazreti Ömer onu şehre vali tayin etti.

Hazreti Osman devrinde hastalandı.Kendisini ziyarete gelen Sa’d bin Ebi Vakkas’a artık dünyadan ayrılacağını ve bütün servetinin bir kase,bir leğen, bir kilim ve bir hasırdan ibaret olduğunu söyledi.655’te Medayin’de vefat etti.

Hadisi Şeriftlerde buyuruldu ki:

“Ey Selman, hastanın duası kabul olunur.Dua et ve anlıyarak dua yap.! Sen dua et, ben de amin diyeyim.

Ey Selman! Kur’an-ı Kerim’i çok oku!

Cennet üç kişiye müştaktır.Aliyyü’l Mürteza, Ammar bin Yasir ve Selman-ı Farisi.”