GAVSLIK MAKAMI VE SULTANIMIZ ŞEYH MUHAMMED NAZIM KIBRİSİ HAZRETLERİ(7-11-2009 Almanya sohbeti)

 transparent_besmele_large

7-11-2009 Almanya sohbeti

GAVSLIK MAKAMI VE SULTANIMIZ ŞEYH MUHAMMED NAZIM KIBRİSİ HAZRETLERİ

Tarikat, şeyhtir. Yani Şah-ı Nakşibendi Hazretleri yaşamış olduğu devrede, ondan önceki hiçbir şeyhi dinlemez, edep eder, usul tutar ama kendi kalbine gelen zuhurata göre hüküm ve fetva verebilecek makamda olan bir şeyhtir. Yolumuz edep yoludur. İnsan, üstündeki pir-i, şeyhi hiçbir zaman unutamaz, bir edepsizlik asla yapamaz. Şeyh bizim babamızdır. Allahü Teala Kur’an-ı Kerim’de ayetle buyuruyor ki, “Önce bana sonra anne ve babanıza itaat ediniz.” Şeyh Babamızdır. Hatta babamızdan çok daha ileridir. Aynı zamanda hocamızdır. İlim ve hikmet öğrendiğimiz için. Babamız bizi üç beş sene besler sonra hadi yoluna diye evinden kovar. Ama şeyhimiz bizi ölünceye kadar hem dünyamızı düzeltmemiz için hem de ebedi alemimizi kazanmamız için uğraşır. Onun için üzerimizdeki hakkı yerden göğe kadardır, hiçbir zaman ödeyemeyiz. Sıralamaya göre de Edille-i Şer’iyye de önce Kur’an Allah’ın hakkı, sonra Resulullah’ın hakkı, ondan sonra şeyhin hakkı, ondan sonra ana babanın hakkı gelir. Hiçbir zaman ödeyemeyiz. Yaşanan halin vakti yoktur. Namazın vakti vardır. Öğlen namazı girdi saat 12’de.  Saat 3’te ikindi namazı oluyor. O üç saat içinde kılma hakkım vardır. Sevabı ilk vaktinde kılmaktır. Ama istersen işin var, yorgunsun, rahatsızsın bir saat uyuyacağım deyip sonra kalkıp kılabilirsin. Yeter ki vakit geçmesin. Vakti tehir edebilirsin ki namaz müminin miracıdır. Ama sohbetin tehiri olmaz, kazası da olmaz. O kalbe gelen bir haldir. O ilhamdır. Şu zuhur eden tecellinin sebebi ise şudur ki az önce gördünüz Rufai tarikatının, Kadiri tarikatının ve Halveti tarikatının, Bektaşi tarikatının zikri ve tesbihatı olan bir zikri ilahi olarak okudu arkadaşlar. Peki, okunurken içinde Seyyid Ahmed Rufai hazretleri çağrıldı. Ondan himmet istendi. Karalara bakan Hızır A.S. ve denizlere bakan İlyas A.S. çağrıldı, himmet isteniyor çünkü medet ya İlyas Ya Hızır diyor. Allahü Ekber. Seyyid İbrahim Dusuki hazretleri çağrıldı, Dusukiyye tarikatının Piri, Seyyid Ahmed Bedevi hazretleri çağrıldı, Bedevi tarikatının Piri, bakın bunlar çok önemli meseleler, Abdülkadir Geylani Hazretleri çağırıldı ondan himmet istendi. Hiçbir dergahta kendi şeyhinden başkasını çağıramazsın. Kendi silsile ve tarikatından başka şeyhi çağıramazsın. Edebe aykırıdır. Usule aykırıdır. Kalbinden istersin ama zahiren çağıramazsın.  Biz nasıl çağırıyoruz? Allahü Teala Kur’an-ı Kerim’de duyuruyor ki “Akıl sahiplerine biz ayetlerimizi, delillerimizi gösterdik.” Allah yolundan giden Allah dostu dediğimiz akıl sahipleri de delillerini gösterir. Dergâha girdiğinizde görüyorsunuz ki 12 tarikatın sarıklarının resmi var. Silsilesinin resimleri var.  Neden? Sen muhtar olmadıktan sonra sana mühür verirler mi?  Şeyhimiz 12 tarikatın piri, Sahibüz-zaman, Gavs-ul Azamdır.

Yeryüzünde her zaman 124 000 tane sahabe sayısınca evliya mevcuttur. Bunlar dünyanın muhtelif yerlerindedir. Velidir. Salih insanlar, doğru insanlardır. Veli, evliya olan insanın alameti üç şeydir: 1- Doğrudur. Kimseyi aldatmaz. Çünkü Peygamber Efendimiz buyurdu ki “Aldatan bizden değildir.” 2- Verdiği sözü tutar, emanete hıyanet etmez. Çünkü Peygamber Efendimiz buyurdu ki “Münafığın alameti üçtür, söz verdiği zaman yerine getirmez, emanete hıyanet eder, konuştuğu zaman yalan söyler.” Bunun haricinde isterse sabahlara kadar ibadet etsin, zikir çeksin, sürekli oruçlu olsun bu ahvaller üzerinde yoksa veli değildir o. 3- Kimsenin kul hakkı yoktur üzerinde. Bu Allah dostları dünyanın muhtelif yerlerinde vardır. Nerede Müslüman varsa orada vardır.  Ahir zamanda olduğumuz için 124 000 evliyayı tamamlayamıyoruz. Ama, usulde ve kaidede olması lazım. Delil, Peygamber Efendimiz buyurdu ki “Her an her saniye Kabe’yi 70 000 kişi tavaf eder.” Dediler Ya Rasulallah o kadar insan yok. Efendimiz dedi ki “O zaman Allah melekleri ile tamam eder.” “124 000 evliyayı yetiştirmekte zorluk çekiyoruz. Kimse evliya olmak istemiyor. Herkes aferin densin istiyor. Makam verilsin, işte sensin denilsin istiyor. Halbuki velayet yokluk kapısıdır. Bütün İslam’a, inanan herkese hizmet kapısıdır. Ebep, usul, tadili erkan öğretme yoludur. Bugün çok evliyayım diyen insanları yarın ahirette görürüz, biz bir şey söylemiyoruz ama bir karış toprağın altına girdimiydi göreceğiz bakalım kim veli kim değil. Öyle etrafına insan topladıklarına filan bakmayın. Deccal de çok insan toplayacak. Şeytanın askerleri de çok asker toplayacak. 124 000 evliyanın içinde, tüm bu vazifelilerin içine 1000 tane evliya vardır ki bunlar seçilmiş olan evliyalardır. Yani bir devleti idare eden parlamento sistemi gibidir. İyi anlayın bu size özel bir ikram, bu sultanımızın konuştuğudur. O anlatıyor bunları ki ne yapmamız gerekiyor, kimin kapısındayız, hangi devri yaşıyoruz kadir ve kıymetini bilelim. Hala nefsimizin istekleri doğrultusunda bizim düşüncelerimiz doğrultusunda gitmekten vazgeçelim. Bu güne kadar aklımıza göre hareket ettik nereye vardık? Zaten bir yere varamadığımız için Sultan diyoruz SULTAN. Şaka olur mu bu? Sultanın kapısına geldik el tuttuk ki, işte bize bu hakikatı göstersin diye. Bu 1000 tane evliya parlamentodaki milletvekilleri gibidir. Nasıl Avrupa parlamentosu var, her devletten sorumlu insanlar var, işte bu 1000 tane evliya da böyledir. Bunların içinde 700 tanesi vardır ki, o 700’ün her biri bir devleti temsil eder. Devleti temsil eder derken, oradaki insanların yemesinden, içmesinden, giyiminden her şeyine kadar Allah onları görevlendirmiştir. Bunların emri altında başka evliyalar vardır. Onları da anlatacağım şimdi. Diğer 500 tane evliya vardır ki, bunlar oturup karar alan evliyadır, düşünen evliyadır. Bu 500 evliyaya emir veren 313 evliyadır ki Bedir savaşına katılanlar sayısıncadır. 70 tane evliyaullah vardır ki bu 313 içinden, onlar artık dünyadaki diğer bütün evliyalara emri dağıtan ve insanlara himmet edendir. Tasarruf edendir. Bunun içinde kırklar dediğimiz zatlar vardır ki dünyanın içinde ve kainatta Kur’an-ı Kerim ile mükellef olan her insanın işi onlardan sorulur. Kırklar deyip geçme, kolay mesele değildir. Senin benim aklım ermez onları yapmaya. Şu an ben size sorsam, Amerikan Genel Kurmay başkanı ne iş yapıyor vazifesi nedir, ne işlerle ne sırlarla uğraşıyor hiçbiriniz bilemezsiniz neden? Onu anlayabilmeniz için en az sizin de en az küçük bir devletin generali olmanız lazım. Kırkları anlayabilmeniz için en azından büyük, 70’lerden gibi bir evliya olmanız lazım. Sıradan evliya bile onları anlayamaz. Ondan sonra bunların içinda Rical-ül gayb dediğimiz gayb erleri denen 7 kişi vardır. Bunların makamları, mesuliyetleri çok önemlidir.  Yani Allah(c.c.), Muhammed(s.a.v.), Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali ve yedincisi Hz. Fatıma annemize vekaleten kadındır. Bütün dünya içersinde, senin benim her saniyelik halimiz bile Cenabı Allah’ın öyle bir sistemi vardır ki o sistemle oraya bağlıdır. Bütün dünyayı idare eden 7 mit gibi, istediği zaman tuşa bastı mı herkes hakkında bilgi alabilecek kapasitedeki insanlardır. Evtad dediğimiz dört tane evliya vardır ki biri kuzeyde, biri güneyde biri doğuda ve biri batıda olmak üzere. Çin’deki, yerdeki karıncanın bile, ateistin, budistin yiyeceğinden içeceğine kadar ondan sorulur. Bu kadar önemlidir. Bu zatlar, meleklerden çok üstündür.  Belki Cebrail a.s. ki meleklerin peygamberidir, vahiy meleğidir onun ayarında veya Allah dilediyse çünkü insandır, onlardan dahi üstündür. Azrail a.s. hizmetlerindedir. O da Allah’ın verdiği bir hizmetin bölümüdür. Cuma günü olduğu zaman Cebrail a.s. semada ezan okur. İsrafil a.s. müezzinlik yapar. Mikail a.s. hutbeye çıkar. Azrail as. Cemaate namaz kıldırır. Bütün sema ehline, meleklere. İmamdır.  Bu imamlar ki yeryüzünde Gavsın sağında ve solundaki iki kişi ki imameyndir, onlardan sorulur. Onlar öyle ulu orta çıkıp biz şuyuz, biz buyuz biz büyük evliyayız demezler. Onlar kendilerini saklarlar. Bütün bunlara emir veren bir kişi vardır ki Gavsul Azamdır. Kutuplar ayrıdır. 12 kutuptur onlar. Her biri 12 ulul azim peygambere vekaleten hizmet ederler. Adem as. suhuf sahibidir. Sayfalar sahibidir. O’na vekaleten hizmet yapan,  Şit a.s. suhuf sahibidir, Şit a.s. ‘a vekaleten hizmet yapan, İdris A.s suhuf sahibidir, İbrahim as. Suhuf sahibidir. İbrahim as’a vakaleten bir kutub vardır. Yakub As. ‘a, Eyyüb a.s.’a, İlyas A.s.’a vekaleten kutuplar vardır. İçlerinde Musa A.s ‘a,İsa A s.’a vekalet edenler vardır. Hem kutupların, hem ricalullahın hem de imameyn denen zatların başı Gavsul Azam, Muhammed Mustafa (s.a.v.)’e  vekaleten iş yapar. O’nu temsil eder. Peygamber Efendimizin bir ismi de Sahibül Gavs dır. Onun için bizim dervişler de cezbelenince bağırırlar, Gavs diye. Sultanımız ahir zamanda böyle bir şeyhtir. Gavsül Azamdır. 12 tarikatı, bütün silsileleri bir yere toplayan bir zattır. Onun için oturduğu yerde, dünyanın öbür tarafındaki fakiri fukarayı düşünür. Afrika’dakinin içmeye suyu yok, para tedarik eder ki gidin ona kuyu kazın. Asya’daki okula gidememiş, para toplar ki ona bir okul açın. Avrupa’daki aç kalmış, sünnet olmamış… Geçen seneye kadar 13 000 kişiye sünnet ettirdi bana Balkanlarda. Filan yerde Müslümanlar fukara kalmış git orada kurban kes. Daha bir ay önce bana özel emir verdi, balkanlardaki Müslümanları tek tek dolaş,  odunu kömürü kalmayan kimse kalmasın. Efendim o kadar…. Sen dedi Allah’ın işine karışma. Hiç araştırma. Herkesin yemeğini ekmeğini odununu kömürünü götür. Hıristiyan gelse istese, onu da kırma, ona da götür dedi. E, bu Gavs değil de nedir?

Herkes kendi cemaatinin büyümesini istiyor.  Caizdir. Kimseyi kınamak için söylemiyorum. Kendi yolunun büyümesi için uğraşır. Kendi sofi ve müridlerinin çoğalması için uğraşır.  Şeyh efendinin öyle hiçbir derdi olmadı. Oralara dağıttığı paralarla bana deseydi, herkesi mürid olarak toplardık. Dergah aç deseydi, oradakilere çorba vererek, yemek vererek hepsini derviş olarak toplardık. Şeyh efendinin görüşü, herkes Allah’ın kulu. Hiç kimseyi kendimize bağlamak istemiyoruz. Allah’a bağlansınlar yeter diyor. Derdi adam toplamak değil. Her gelen insan bir şeytanla geliyor. Bir de kendisi naz yapıyor. Ben geldim sana bağlanmaya. Gelme kardeşim. Ne başıma bela açıyorsun? Seni idare etmek kolay mı? Şeytanın seni kandırıyor, nefsin seni kandırıyor, gururun seni kandırıyor, kibrin seni kandırıyor, yediririz, içiririz, giydiririz çocuk gibi bakarız, en ufak bir şey oldu mu şüphe edersin. Niye? Yani senin ne faydan var ki Şeyh toplasın seni? Hepimiz iman kurtarmak için uğraşırız. Yani herkes kendini çok değerli ve kıymetli zannediyor. Şeytan onu aldatmış çünkü. Yarın gidelim pazara, asayım satılıktır diye, bakalım kaç para verecekler? Bana da beş kuruş vermeyecekler. Sultan’ın vekili diye tanıtıldığı için  O Sultan’a hürmeten adam yerine koyuyorlar bak. Yoksa kim bakar yüzümüze kaç kuruş ederiz? Allah’ı ve Rasulullah’ı pazarladığımız için kıymetli oluyoruz. Hadi anamı babamı anlatayım, malımı mülkümü anlatayım kim dinler beni?

Kutbun öyle vazifeleri vardır ki insanlar anlayamaz.  7’leri, kırkları, 70’leri hiç anlayamaz. Beyazid-i Bistami Hazretlerine sordular. Evliyayı nasıl anlarız diye? Eğer evliyanın sırrı ve selahiyeti sizlerin çoğusuna söylense dininizden çıkarsınız, imanınızdan olursunuz dedi. Anlayamazsınız çünkü. Musa a.s’ın  Hızır a.s. ile olan kıssasını biliyoruz. Sır sahibi insanı biz nasıl anlarız? Bizim aklımız zahire yetmiyor. Niye, çünkü benliğimizden geçememişiz. Suya girin. Yaşadığınız müddetçe batarsınız. Öldüğünüz zaman, nefsiniz çıktığı için aradan suyun üzerine çıkarsınız. Demek ki batan vücud değil, nefis. Batıran o. O batacak olan nefsi ölmeden önce öldürebilirsen, işte evliya kapısındaki hizmetimiz onun içindir, rabıtamız, zikrimiz onun içindir, o zaman hiç suya batmadan suyun üzerinde yürürsün. Havada uçarsın. Bu çok zor bir şey değil yani. Bunlar keramet de değil.

Vaktin birinde böyle dervişlerden bir tanesi şeyhini çok düşündü çok düşündü, anlayamayınca dedi ki, Sultanım, bu vaktin gavsı kimdir? Gitsem bir ziyaret etsem, görsem. Şeyh efendi dedi ki, ben sana yetmiyor muyum? Haşa sultanım ama himmetinizle bereketinizle bir göreyim, nasıl bir insan? Hay hay dedi. Şimdiki zamanın gavsı Buhara’da testicilik, çömlekçilik yapar. Mürid yola çıktı, Buhara’ya geldi. O çömlekçiyi buldu, uzaktan takip etti. Yanına vardı. Selamün aleyküm, aleyküm selam. Baba bir testi alacağım, bir tane versene dedi. Hay hay oğlum dedi. O zamanın gavsı olan zat ona bir tane testi seçti, dervişe uzattı. Derviş tutarmış gibi yaptı, düşürdü kırdı testiyi. Evlat bir şey olmaz dedi, başka bir testi verdi. Onu da tutarmış gibi yaptı düşürdü, kırdı. Başka bir testi verdi, başka bir testi verdi… Derken yedi tane testi kırdı. Ondan sonra da dedi ki amca ben testi almaktan vazgeçtim. Olsun oğlum fark etmez dedi selamün aleyküm aleyküm selam ayrıldı. Dergaha gelince şeyhi sordu, Gavsı nasıl buldun? Efendim acaib bir insan,  felaket bir sabrı var. Yedi testisini kırdım, ağzını açmadı. İyi iyi dedi şeyhi, sen git filan hizmeti yap. Aradan iki sene geçti. İki sene sonra Şeyh çağırdı onu yanına, dedi ki, oğlum senin o ziyaret ettiğin gavs vefat etti. Mana aleminde onun namazını kıldık. Şimdi başka bir yerde başka bir gavs tayin edildi. Onu da görmek ister misin? Hay hay göreyim şeyhim o nasılmış. Bu zat Türkiye ‘de yaşıyor şimdi. Adana’da ( Buhara’da ki Seyhan Ceyhan nehirleri de aynen Adana’ya taşınmıştır.) Orada karpuzculuk yapar. Peki dedi gideyim onu da ziyaret edeyim. Gitti saklandı bir yere başladı takibe. Dedi onu da bir test edeyim. Yanına vardı selamün aleyküm, aleyküm selam. Amca dedi bir karpuz alacağım, bana güzel bir karpuz versene. Hay hay dedi, hemen bir karpuzcuk seçti. Sol elinde tutuyor, geldi dervişin yanına. Derviş tam elini uzatacak, sağ eliyle bir tokat yapıştırdı dervişe. Dondu derviş. Ne oldu efendim dedi. Bana bak dedi, ben öbür gavsa benzemem. Eğer bir tane karpuzu kırarsan ben de senin kafanı kırarım dedi. Allah’ın dostları acaibdir. Celal sıfatında olanlar da vardır, Cemal sıfatında olanlar da vardır. Biz isteriz ki kendi hayalimizdeki gibi olsunlar. Hayalimizde bir evliya var, ne dersen sesini çıkartmaz, dövsen, sövsen bir şey yapmaz, parasını alacaksın, malını alacaksın, ak sakallı, beyaz sarıklı, elinde asası işte bu evliya. Yani rüyamızda Bilali Habeşi(R.a.) hazretlerini görsek, zenci ya esmer ya, çoğusu korkuyor, geliyor diyor ki şeytanı gördüm. Tövbe tövbe haşa. .  Ya koca sahabeyi gördün. Ne bileyim ben diyor, kara olunca başka bir şey zannettim. Çünkü o hayalinde ki gibi bir evliya bekliyor. Cenab-ı Allah bazılarını o kadar güzel etmiş, bazılarını da çok farklı etmiştir.

Zamanın gavsı olan zatın dört mezhebe göre ve diğer mezheblere göre fetvası verilmiştir ki, ellerini kaldırsa dua etse, senin için, dünya için veya şunun için ne için olursa olsun ve arkasından dese ki vallahi, billahi tallahi ben dua ettim, Allah kabul etti şüphe yoktur, caizdir. Gavsın duasını Allah reddetmez. Sadece bir duası vardır ki, gavslığın kendisinden oğluna geçmesini istese onu Allah kabul etmez. Çünkü babadan oğla peygamber çocukları peygamber olurlardı. Rasulullah efendimiz, ahir zaman peygamberi olması itibariyle, nasıl peygamberlik bittiyse, babadan oğla gavslığın, kutupluğun geçmesi de bitmiştir. Ama çalışır, gayet eder, amel eder, baba da himmet eder o zaman olur. İmam-ı Rabbani hazretlerinden, oğlu Muhammed Masum Hazretlerine geçtiği gibi. Allah hepimize ilahi idrak versin. Bu geceki halde, hangi tarikatın zikrinden, hangisinden konuşursan konuş Gavsın hürmetine bütün silsiledeki sadat himmete koşmuşlardır. Onlar koştuğu için birden hava değişti içerde. Tecelliyat oldu. Zuhurat oldu. Okumak isteyen veliler ve tarikatlarda usul kitabına bakabilir. Veya Abdulvehhab-ı Şarani hazretlerinin yazdığı Nefahat-ül üns’e bakabilirsiniz. Veya tarikatül Verdiyye. Bunların hepsi tarikat kitabıdır. Veya Adab kitabı Muhammed bin Hani hazretleri. Bu kitaplarda delillerini görürsünüz. Cenabı Allah ilahi bir anlayış versin. Öyle sıradan bir sultanın değil, sultanlar sultanının kapısında durduğumuzu bize idrak ettirsin. Onun hakkını bir an önce yerine getirip, hem kendi canımızı hem de çoluk çocuğumuzun canını kurtarmayı Allah nasip etsin. Çok haller yaşanır, çok zuhuratlar yaşanması gerekir. Özellikle hem ahir zamandayız, hem gavsın müridleriyiz. O hallerin yaşanması için bizden beklenen tek şey vardır, teslimiyet. Aklını çıkart. Aklınla dergahın kapısına kadar gelirsin, caizdir. İçeri girerken aklını bırakıp gönlünle girersin.  Aklınla girersen içerde boşu boşuna dolaşırsın. Yersin, içersin, yatarsın. Kapıdan içeri gönülle girilir. Ne yogayla ne meditasyonla alakası yoktur. Onların hepsi hayaldir. Rabıta ise haktır. Kur’an-ı Kerim’de söylendiği gibi Yusuf A.s.’ın rabıtası peygamber olan babası Yakub’a tam olmasaydı nasıl olur da Züleyha’nın zulmünden kurtulabilirdi? Sarayın her tarafında Yakub A.s. tecelli etti. Sakın harama yaklaşma diye. Babasının suretini gördü. Cebrail A.s.’ı gördü duvarlarda. Allahü Ekber dedi. İtaatından dolayı Allah,  köle olarak satılmış Yusuf’u Mısır’a aziz eyledi. 11 yıldızı ve güneşi karşısında secde ettirdi. Yani vaktin peygamberi Yakub a.s. ve diğer kardeşlerini karşısında secde ettirdi. Yani tazimdir o. İbadet secdesi değil, tazim secdesidir o. Ve daha sonra da Yakub a.s’ dan sonraki vaktin peygamberi oldu. . Cenabı Allah ilahi bir anlayış, idrak versin. Bakın biz Nakşibendi tarikatının Hakkani koluna tabiyiz. Hakkani, doğru yoluna. Yolumuza tabi olup ta, Şeyh Şerafeddin Dağıstani(k.s.) ‘nin sözüdür ki bu ve Şeyh Abdullah Dağıstani(k.s.) ‘nin sözüdür, “bir müddet bize tabi olup, rabıtalarını yapmayan, zikirlerini çekmeyenler vakti geldiğinde tard edileceklerdir, ayırılacaklardır.”Herkes vazifesini yapmak mecburiyetindedir. Yolumuzda olup Sultanımızın sözünü dinlemeyen, Sultanımızı layık olduğu şekilde temsil edemeyenler Allah katında mesuldür, himmet kesilir onlardan. Şeyh efendinin bana vermiş olduğu özel talimatlar vardır. Müritlerin içersinde, erkek olsun kadın olsun söz taşıyan gördüğün zaman veya bir arkadaşının arkasından konuşanı gördüğün zaman tut tarikattan at dedi. Bakalım kim kurtaracak onu? Veya bir arkadaşının gizliliklerini araştıran varsa at onu dedi tarikattan.  Öyle bir hastalıktır ki herkese bulaşır, herkesi yoldan bırakır. Bir sürünün içinde bir tane uyuz hayvan olsa, hastalığı hayvanların hepsine bulaştırır. Kurtaramazsın, hepsi ölür gider. Şeyh efendi açıkça söylemiştir. Benin gayem insan toplamak değil. Mürid toplamak değil. Hakkı anlatıp kötülükten sakındırmak. Dosdoğru olan şeriat-ı Muhammedi’yi yaşatabilmek. Yolumuzun ölçüleri bellidir. Kitap yani Kur’un ve sünnettir. İcma-ı ümmet ve kıyas-ı fukahadı. Kıyas-ı Fukahayı fakihlerin kıyasını şeyhimiz yapıyor. Bir şey sorduğumuz zaman ne şekilde emir verdiyse o şekilde yaşamalıyız. Yani dikkat edin, bir yerde ne kadar çok ücret verip çalıştırıyorlarsa, o iş o derecede tehlikelidir demektir. Koskoca Gavsın kapısındayız. Şu sözlerime iyi dikkat edin bütün rahmet önce Allah’tan gelir. Faili mutlak Cenab-ı Allah’tır.Kime gelir? Şebeke-i Rasulullah diyoruz,şebeke, merkez olan  Rasulullah (s.a.v.)’a gelir. Rasulullah (s.a.v.)’dan vaktin gavsına gider. Vaktin gavsından irşad sahibi kaç tane şeyh varsa onlara dağılır. O şeyhler de ne kadar kuvvetleri varsa ve ne kadar müridleri layıksa o kadar müridlerine aktarır. Sen gavsın müridi isen öbürküne beş lira giderken, sana direk gavsdan geliyor, öbür şeyhten öbür şeyhten gelmiyor. Beş bin lira geliyor. Çok geliyor. Ücreti pahalı. Kısa sürede çok yol gidiyorsun, çok haller yaşıyorsun, rüyaların değişiyor, haramlardan kurtuluyorsun. Ama bu derecede tehlikesi vardır. Laf dinlemediğin zaman gel bakalım derler. Ne oluyor? Aldığın ücrete bağlıdır. İşin dehşetine bağlıdır. Kömür dolduran adam hata yapabilir. 250 gr. Fazla 250 gr. Eksik koysa bir şey olmaz. Beyin ameliyatı yapan bir doktor hata yapamaz. Yaparsa hasta ölür. 1 milim kaysa öldürür, bitirir. Sinir ameliyatı yapan doktor yanlış sinire dokunsa adamı felç bırakır. Sen gavsın müridisin, gavsın sofisisin, öyle büyük bir sultanı temsil ediyorsun. Keyfinden faydalanıyorsun. Manevi halleri yaşıyorsun. Çok daha şeyler yaşayacaksınız. Yeter ki teslim olun. Vakit tamam bitti. İster inanın ister inanmayın. Son dakikaları, uzatma dakikalarını oynuyoruz. İşinize gücünüze gitmekten bazılarınız farkında bile değil dünyada neler oluyor neler bitiyor. Hem zahiren hem manen bütün işleri bitirdiler. Ne diye bu kadar bilim adamı devlet reisi kıyamet geliyor deyip, senaryolar yazıyorlar? Son dakikaları yaşıyoruz. Ahir zamanın en büyük alametlerinden birisi  Mehdi a.s.’dan önce domuz öldürülecek, Haç yani batıl kırılacak.  Hakikat ortaya çıkacak. Haç kırılacaktan mana nedir? Koskoca İsa peygamberi o çarmıhın arkasına sakladılar. O çarmıh kalkacak yani o batıl o yalan kalkacak İsa aleyhisselamın hakikatı ortaya çıkacak.  İşte domuz gribi, öldürmeye başladılar. Münafıklara bulaşır. Allah muhafaza etsin. Dikkat edin, iğne de vurulmayın, aşı da olmayın. Lüzumsuz yerlerde bulunmayın. Kalabalık yerlerde olmayın. Ne işiniz var? Rasulullah (s.a.v) buyuruyor, “Fitne zamanında ateşten kaçar gibi kaç, evine saklan, kapını kapat”. İşte fitne zamanıdır, hastalıktır. Çarşıya çıkma, pazara çıkma. Zaruri miktar alış verişini yap, işine git gel, otur evinde Allah’ı zikret. Şehirde oturma. Mecbur musun şehirde oturmaya. Şehrin merkezinde ev kiralıyorsun 600 euro. İstanbul’un merkezinde ev kiralıyorlar 2 milyar, bir buçuk milyar. Mecbur musun merkezde oturmaya?  Gitsene Erzurum’un köyüne 50 liraya ev var. Van’ın köyüne git. Bedava Adam diyecek ki yeter ki evime bak yıkılmasın. İstanbul’un göbeğinde oturursan 5 Milyar da yetmeyecek, durmadan çalış durmadan çalış. Köle gibi dünyaya perişan ol. Köyün de oturdun muydu bahçen var, birkaç hayvancık besle,  Allah’a şükret otur. On bin senedir insanlar böyle yaşamış. Hayvandan etini sütünü yoğurdunu, peynirini alıp geçinmişler, sen nasıl geçinemiyorsun? Ama hanım istemiyor, çocuklarım okuyor. Okuyanlara bak ne oldu? 18’ine gelmeden anası babası ayırıyor, başka şehre gönderiyor. Sen kızını oğlunu ne diye dizinin dibinden ayırırsın? Nasıl akıl bu?  Sonra diyorsun Çocuk bana bakmıyor. Sen ayırmışsın 18’de. Kurtların sofrasına salmışsın, perişan etmişsin. Hangi akla göre amel ediyorsun? Herkes mühendis oluyor. Domates doğra diyorsun bilmem ben mühendisim diyor. Aç kal. Yemesini biliyorsun ama.  Dünya bitti. Peygamber efendimiz ahir zaman peygamberidir. Kıyametin habercisidir. Bilmiyor musunuz? 1400 sene geçti. İyice eskidi, bitti. Bütün dünya kıyamet senaryoları çiziyor. Maya takvimine göre 2012’de bitecekmiş. Bilmem ne takvimine göre şöyle olacakmış. Kimse demiyor, Allah’ın kitabına göre, sünnete göre, hicri takvime göre şöyle olacak demiyor. Hepsi de diğer peygamberlerden, Allah’ın sözlerinden çalmışlardır veya öğrenmişlerdir. Kimseyi inandıramıyoruz. İnanmış gibi gözüküyor daha kapıdan çıkar çıkmaz şeytan kapıda bekliyor boş ver ya şimdiye kadar kopmamışta şimdi mi kopacak diyor, eh doğru diyor, kaldığı yerden devam. Onun için rabıta yaparsan şeytan sana yaklaşamaz.  Nasıl şeytan Hz. Ömer efendimizi görünce kaçıyordu öbür sokağa? Hz. Ali efendimiz tuttu onu. Nereye kaçıyorsun? Dedi, Ömer geliyor ondan kaçıyorum. Ya sen kimseden kaçmazsın? Sen Ömer’i bilmiyor musun sağı solu belli olmaz. Tutup bir iki çizik çizse bir tarafımıza, İsmail bir taş attı bir gözümü kör etti, Ömer’de bir kılıç vursa perişan olurum diye kaçıyorum dedi. Kamil kimseleri gördü mü şeytan kaçar. Senden benden kaçmaz. Onun için rabıta yaparız ki, adil ve kamil olan şeyhimizin bereketiyle şeytan bize yaklaşamasın, aldatamasın. Kişi sevdiği ile beraberdir dedi Rasulullah. Rabıta yaparız, onunla beraber oluruz ki, şeytan yaklaşmasın, bir şey yapmasın. İçimizde kala kala bir nefis kalır.  Onu da şeyhimizin verdiği emir üzerine Pazartesi, Perşembe oruçlarını tutarız, hadisle sabittir, Eyyam-ı Beyz denen ayın 13, 14, 15’indeki oruçları tutarız. Haddinden fazla yemeyiz, verilen zikirleri de çekeriz, elimize balta alıp ağacı kestiğimiz gibi nefsimizin boynu bükülür, sesi çıkmaz, takatı kalmaz. Şeytan kaçtı, nefis de kaçtı o zaman  ruhumuz serbest olur. Allah’ın emirlerine itaat eder. Cenabı Allah hepimizi emirlerine itaat edenlerden eylesin inşallah.