Ehl-i Sünnet Akaidi

 

vav

EHLİ SÜNNET VE’L CEMAAT AKİDESİ

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu rivayet olunmaktadır.

“Ümmetim yetmişüç fırkaya (parçaya) ayrılacaktır, biri müstesna bu fırkaların hepsi Cehennem’e girecektir.” Bu uyarıyı duyan sahabe soruyorlar: “Ya Rasulullah, kurtulacak olan Fırka-i Naciye hangisidir?”, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) cevap veriyor: “Benim ve ashabımın yolundan gidenler (yani bizim gibi inanıp amel edenler)”  (Sünen, Tirmizi, Ebu Davud, Darimi)

Ehli sünnet ve’l cemaat radıyallahü anhüm ecmain hazretlerinin i’tikadları budur ki:

  1. Allah Teala Hazretleri birdir, kadimdir, araz,cisim, cevher, musavver, mahdud ve ma’dud değildir.
  2. Kadim, bizim tabirimizle evveli olmayan ve ahiri bulunmayan bir zat-i acell-i a’ladır.
  3. Mahiyet ve keyfiyetle de vasf olunamaz.
  4. Bir mekana muhtaç değildir.
  5. Üzerine zaman geçmez.
  6. O’na hiçbir şey benzemez.
  7. İlminden ve kudretinden hiçbir şey çıkmaz ve kaçmaz.
  8. O’nun zatıyla kaim sıfat- ı ezeliyyesi vardır.
  9. Sıfatları O’nun ne zatının aynı ve ne de gayrıdır. Mesela, aynaya baktığın zaman kendini aynada görürsün. O aynada gördüğün bir bakımdan tıpkı sen, ben değilim desen olmaz, benim desen olmaz. Onun için de ne aynıdır ve ne de gayrıdır demişler. O sıfatlarda şunlardır: Hayat, ilim, kudret, irade, semi, basar, kelam, tekvin.
  10. Allah Teala’yı görmek aklen de naklen de caizdir.
  11. Kainat, alem cemi-i eczasıyla ve sıfatıyla muhdestir, yani yoktan vücuda çıkarılmıştır.
  12. Onu yoktan çıkarıp meydana getiren Allah Teala’dır. Kullarının bütün fiilleri, küfür, iman, taat ve isyan cümlesinin halıkı Allah Teala’dır.
  13. Allah’tan gayrı Halık yoktur.
  14. O fiillerin kullardan suduru, yani oluşu Hak Teala Hazretlerinin iradesi, meş’iyyeti, hükmü, kazası ve takdiri iledir.
  15. Kulların işlerinde kendi ihtiyarları da vardır, onlar ile sevap ve ıkab olunurlar.
  16. Taatta  sevap, Ma’siyette de ikab vardır. Güzel işler işleyenleri iyi kimseler medhederler, ahirette de sevaba nail olurlar, bunlara Cenab-ı hakk’ın rızası vardır.
  17. Fena ve kötü şeyler ki ehli dünya da onu sevmez. Ahirette ikaba sebep olanlar da Hakk’ın rızasıyla değillerdir.
  18. Kul , gücü yetmediği bir şeyle teklif olunmaz.
  19. Sevap, Cenab-ı  Hakk’ın fazlıdır, azabı da adaleti icabıdır.
  20. Maktül eceliyle ölmüştür. Yani vurdular da öyle öldü demek değil de eceli gelmiş, o bıçak veya kurşun sebep olmuştur.
  21. Ecel birdir.
  22. Haram dahi rızıktır.
  23. Herkes kendi rızkını yer, gerek helal olsun gerek haram olsun.
  24. Kimse kimsenin rızkını yemeye kadir değildir.
  25. Allah Teala, dalalet ve hidayetini halk edendir.
  26. Dilediğine dalalet ve dilediğine de hidayet halk eder.
  27. Kula aslah olanı halk etmek, Allah Teala’ya vacib değildir.
  28. Hz. Resulullah(s.a.v.) ‘in yakaza halinde şahsıyla Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksa’ya, oradan semaya ve oradan da Hakk Teala’nın murad ettiği yere urucu haktır.
  29. Melekül mevt haktır.
  30. Kabirde, bütün kafirlerin ve bazı günahkarlar mü’minlerin azabı haktır.
  31. İbadet ve taat ehlinin nimetlere nail olması da haktır.
  32. Münkereyn meleklerinin kabirde sualleri de haktır.
  33. Kıyamet günü dirilme haktır.
  34. Amellerin tartılması haktır.
  35. Kitap haktır, hesap da haktır.
  36. Havz-ı kevser haktır.
  37. Sırat köprüsü de haktır.
  38. Peygamberlerin, velilerin, şehidlerin şefaatı da haktır.
  39. Cennet ve cehennem de haktır ve el’an muvcutturlar, bakidirler.
  40. Ne cennet, cehennem ve ne de içindekilere fana, yokluk gelmez.
  41. Büyük ve küçük günahlar her ne kadar çok olsa dahi mü’mini imandan çıkarmaz ve küfre de sokmaz.
  42. Cenab-ı  Hakk, kendine yapılan şirki afvetmez.
  43. Şirkten maada, büyük ve küçük günahlardan dilediğini mağfiret eder.
  44. Küçük günahlara ikab caizdir. Büyük günahların da afvı caizdir, tövbe etmese dahi.
  45. İman, peygamberimizin Allah tarafından haber verdiği her şeyi kalbiyle tasdik ve lisanıyla da söylemesidir.
  46. Ameller, hakikat-ı imana dahil değillerdir.
  47. Ameller, kendi nefislerinde ziyade olurlar. Fakat, hakikat-ı iman ne ziyade olur ne de eksilir.
  48. Amellerin ziyadesiyle imanın meyveleri ve nurları artar.
  49. Her mü’min: Ben Hakka müminim demelidir. İnşallah ben mü’minim demek te’vil ile olsa dahi doğru değildir. Şek ile olursa, ittifakla, söyleyen dinden çıkar.
  50. İman tasdik ve ikrar olduğuna nazaran mahluktur ve kulun kesbidir, kazancıdır ve Haktan hidayet olduğuna göre de mahluk değildir.
  51. Mukallidin imanı şek ve şübheden ari olursa sahihtir ve lakin kadir ise, delilleri terk  ettiğinden asidir.
  52. Bazı kere sa’id, saadete erişen kişi şaki, yani cehennem ehli olur ve bazen de şaki, yani cehennemlik bir kişi  de sa’id ani ehl-i cennet olur. Yani, Müslüman iken kafir olur veya kafir iken Müslüman olur. Fakat, Allah’ın hükmünde değişiklik olmaz, gerek zatında ve gerek sıfatında tağyir caiz değildir.
  53. Peygamber gönderilmesinde ve kitab-ı İlahinin inzalinda (inişinde) hikmet ve maslahat vardır.
  54. Hak Teala, kullarına beşerden peygamber gönderdi. İman ve ehl-i taatı cennetle tebşir ve ehl-i küfürle asileri de cehennem ve ikabla tenzir etti. Nasa (insanlara da) din ve dünyalarında muhtac oldukları şeyleri öğrettiler. Onları mu’cizelerle te’yid eyledi.
  55. İlk peygamber Adem aleyhisselam, son peygamber de bizim peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) dir. Bütün peygamberlerin efdali Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) dir.
  56. Melekler de Hz. Allah’ın kullarıdır. Ve emirlerini amillerdir ve masiyetten ma’sumdurlar. Erkeklik ve dişilikleri yoktur, yemek ve içmeye muhtaç değillerdir.
  57. Peygamberler meleklerin rasullerinden, meleklerin rasulleri  ise beşerin Salihlerinden, beşerin salihleri ise bütün meleklerden efdaldir.
  58. Keramet haktır ve ol keramet, şeriatında olduğu peygamberlerin mucizesinde dahildir. Veli kerametinde müstakil değildir.
  59. Veli, peygamberlik derecesine vasıl olamaz.
  60. Kuldan, hiçbir hal ile teklif sakıt olamaz.
  61. Efdal-i Evliya Ebu Bekir (r.a.) dır. Ondan sonra Ömer el Faruk, ondan sonra Osman Zü’n-nureyn, ondan sonra da Aliyyü’l Murtaza (r.aleyhüm) hazeratıdır. Hilafet de bu tertib üzeredir.
  62. Sahabeden hiçbirini hayırdan gayrı bir şeyle yad etmek caiz değildir.
  63. Hilafet otuz yıldır. Ondan sonra melik ve emirliktir.
  64. Ehl-i  İslam’a bir imam mutlaka lazımdır, Müslümanları hem korumak ve hem de işlerinin layıkıyla görülmesi, cum’a ve bayram namazlarının sıhhati için gerektir.
  65. Fasıkın arkasında namaz kılmak caizdir. Fasıkın cenazesine de namaz kılmak caizdir.
  66. Her zaman mest üzerine meshetmek caizdir.
  67. Dirilerin ölülere duası ve sadakaların ölülere faydası vardır.
  68. Zamanların ve mekanların faziletleri haktır. Ramazan ayı, recep, şaban, muharrem, arefe günü, bayram günleri, Mekke-i Mükerreme, Medine-i Münevvere, Kuds-i Şerif ve mescidler gibi.
  69. İlim, akıldan efdaldir. Müşriklerin çocukları hakkında imamımız sükut etmiştir.
  70. Sihir vakidir.
  71. Göz değmesi de caizdir.
  72. Müctehid bazen isabet eder bazen hata eder.
  73. İctihadında isabet ederse iki sevap alır., hataları da afvolunur.
  74. Kur’an-ı Kerim’deki nassların mümkün olduğu kadar zahirine hamdolunması vacibdir.
  75. Ümmetten hiçbirisine cennetle şehadet etmeyiz. Yalnız Rasulullah’ın (s.a.v.) şehadet ettikleri aşere-i Mübeşşere müstesna. Onlar da şunlardır: Ebu Bekr, Ömer, Osman, Ali, Talha, Zübeyr, Sa’d, Said, Abdurrahman b, Avf, Ebu Ubeyde b. El- Cerrah rıdvanullahi Teala aleyhim ecmain.
  76. Deccalin çıkması haktır.
  77. İsa (a.s.)’ın semadan nüzulü haktır.
  78. Dabbetü’-arz’ın hurucu haktır.
  79. Kahine, müneccime, arrafa gidip bir şey sormak caiz değildir. Fal bakıcılar da buna dahildir.
  80. Bunların söylediklerine inanmak da caiz değildir.
  81. Cemaat hak ve sevaptır, rahmettir. Ayrılık azabdır.
  82. Allah Teala indinde makbul din İslam dinidir.

kaynak: Ehl-i Sünnet Akaidi- Mehmed Zahid Kotku (k.s.), Seha yayınları